about banner

Yaşam boyu Gelişim Eğitimleri

• Bu dönemde tüm duyusal süreçler etkindir.
• Görsel sistemin tam gelişmemesi odaklanmayı olumsuz etkiler. Fakat yine de yenidoğan çevresini izler ve uyarıcılar arasında çeşitli tercihler yapar. Örneğin, yapılan araştırmalar; yenidoğanın yüze benzeyen bir şekle, benzemeyenlerden daha uzun süre, kırmızı bir daireye başka renktekilerden daha kısa süre baktığını ortaya koymuştur.
• İşitsel duyum oldukça gelişmiştir. Birbirine çok benzeyen sesleri, insan sesini, dilde kullanılan en küçük ses birimi olan fonemlerden bazılarını ayırt edebilir. Kadın sesini erkek sesine, annenin sesini diğer
seslere tercih ettiğini davranışlarıyla gösterir.
• Tatları birbirinden ayırt edebilir. Tatlıyı tuzluya tercih ettiğini, ekşi ve acı olanı tercih etmediğini mimikleriyle gösterir.
• Yenidoğanın yanaklarına hafifçe dokunulduğunda o başlarını çevirirler.
• Deneysel çalışmalar yenidoğanların bazı davranışları öğrenebildiklerini ve bunları hatırlayabildiklerini göstermiştir.
• Birkaç haftalık yenidoğanlarda hareket miktarı, uyarı-calara duyarlılık ve çevreye tepkililik bakımından bireysel farklar vardır. Bu gibi farklar, ilerideki mizaç ve kişilik özelliklerinin temelini oluşturur.
BEBEKLİK VE ÇOCUKLUK
• Yenidoğandan sonraki dönemdir
• Yaşamın ilk yılında boy uzunluğu ve ağırlık düzenli bir şekilde artar ve vücut oranlan da değişmeye başlar.
• Bebekler, emeklemeyi ve yürümeyi öğrendiğinde, ailenin sosyal yaşamına aktif bir şekilde katılmaya başlarlar.
Bebeklerin koordine hareketleri gerçekleştimek için gerekli kas kontrolünü edinirken geçtikleri çeşitli motor beceri evreleri vardır. Oturma, emekleme ve yürüme gibi ilk motor becerilerin edinilmesinin ardından iki genel kural gerçekleşir.
– İlk kurala göre bebeğin vücudunun merkezine daha yakın bölümler uzakta olanlara göre daha önce gelişir. Örneğin bebekte gövdeyle ilgili hareketler, kollar ve bacaklarla ilgili hareketlerden daha önce öğrenilir. Bu yüzden bebekler yürümeden önce veya biberonu tutmak için kollarını kavuşturmadan önce yuvarlanmayı öğrenir. İkinci kural ise kafaya yakın olan bölümlerin ayaklara yakın olan bölümlerden daha önce gelişmesini ifade eder. Örneğin bebekler oturmak için gövdelerini kontrol etmeyi öğrenmeden önce başlarını kaldırabilirler.
• Bebeklerde sinir sisteminin bütün bölümleri ve sinir hücrelerinin tümü vardır. Süreç içinde sinir hücrelerinin alıcı ucundaki dalların uzamasıyla sinir lifleri arasındaki sinaps miktarı artar ve sinir hücreleri birbirine işlevsel olarak bağlanır. Böylece beyin bütünleşik olarak çalışan bir organ haline gelir.
• Dil gelişimine bakıldığında bütün çocuklar dört farklı aşamadan geçer, ilk aşamada, ikinci aydan itibaren sırasıyla, agulama, belirli sesleri çıkarma (ma, da, ba), aynı sesi tekrarlama (mamama), farklı sesleri bir araya getirme (mabagada) gerçekleşir. İkinci aşama ise yaklaşık bir yaşında görülen tek kelimeden oluşan seslerdir. Örneğin çocuğun “süt” gibi bir kelime kullanması “süt istiyorum” gibi cümleyi temsil eder. Üçüncü aşama, iki yaş civarında görülür, bu dönemde ikili kelime kombinasyonları kurulur. Dört yaş civarı başlayan dördüncü aşamada gramer kurallarına ilişkin edinilen bilgi artmaya başlar. Cümlelerin uzunlukları 3 kelime ile 8 kelime arasında değişir.
• Duygusal gelişimine bakıldığında, 0-2 ay arasında önce çevresindeki kişilerle göz teması kurar, gülümser, 2-5 ay arasında erişkinlerle sosyal ilişkilerdeki duygu durum ifadeleri çeşitlenir; yüksek sesle güler, öfkelenir, üzülür. 5 ile 9 ay arasında duygusal gelişim hızlanır. Bu dönemde annesini öteki yetişkinlerden ayırt etmeye başlayan bebek, yabancılardan çekinir, annesine veya bakımını üstlenen kişiye bağlanır. Onların uzaklaşması bebekte üzüntüye yol açar. Onların tamamen ayrılması durumunda ise bebekte çökkünlük belirtileri ortaya çıkabilir. Bebeğin bu davranışları üzerinde hem biyolojik hem çevresel faktörler etkilidir. 9 ile 12 ay arasında bebekte taklit etme davranışı görülür. Bebek yeni deneyimler arar, kendine özgü davranış kalıpları geliştirir.
ERGENLİK
• Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.
• Buluğ ile başlayan bu dönem yaklaşık 12-20 yaşlar arasını kapsar. Buluğa ilişkin değişikliklerin olduğu dönemde genç, erin olarak da adlandırılabilmektedir.
• Erinlik dönemi yaklaşık 12-15 yaşları arasındadır.
• Ergenlik dönemi ise 16-19 yaşları arasını kapsar.
• Ergenlik döneminde genç;
– Cinsel olgunluğa erişir.
– Aileden farklılaşan bir birey haline gelir.
– Boy ve ağırlık artışı gösterir.
– Büyümenin farklı beden bölümlerinde farklı zamanlarda olmasından dolayı orantısız bir görünüme sahip olabilir. Ve bu nedenle sosyal uyum sürecinde çeşitli zorluklar yaşayabilir. Bu zorlukların temelinde hormonal değişimler yer alır.
– Soyut işlemler dönemindedir. Olaylar arasındaki nedensellik ilişkilerini fark etme, sembol kullanma gibi özellikler gelişmiştir.
– Dil kullanımı mantık kurallarını içerir.
– Ahlâki düşünme ideolojik bir tarz kazanır.
– Sosyal ilişkilerde akranlar çok önemlidir. Akranlar, arasında grup değerlerine sıkı bir uyum söz konusudur.
• Ergenliğin en önemli görevlerinden biri kimlik gelişimini tamamlamadır. E. Erikson’a göre ergen kimlik bunalımını aşmaya çalışırken farklı kimlikleri1 deneyebilir ve bunlar üzerinde yeni düzenlemeler yapabilir.
• Kimlik bunalımını çözme yolları;
1. Başarılı kimlik statüsü: Bu ergenler kendini, sorgulama dönemini tamamlamış, politik ve dinsel tercihini belirlemiş, mesleğini seçmiş ve kendi kararlarını kendisi verebilir durumdadır.
2. Erken bağlanmış kimlik statüsü: Bu ergenler mesleki ve ideolojik tercihlerini yapmışlardır. Fakat bu tercihlerini sorgulayarak değil, ailelerinin ve başkalarının onlar için belirlediklerini kabullenmişlerdir.
3. Kararsız kimlik statüsü: Moratorium olarak da adlandırılan bu durumda kişi, kimlik bunalımının ortasındadır. Ailesinin ve toplumun seçimleri ile kendisininkiler arasındaki çatışmayı çözemeyen bu kişiler değişik kimlikler arasında bocalar.
4. Kimlik kargaşası: Bir kısmı kimlik bunalımı yaşamış, bir kısmı ise yaşamamış olan bu ergenler birbiriyle çelişen kararlar verirler. Kendilerini bütünleşik bir birey olarak algılayamazlar.
• Ergenlik görevlerinin başarıyla tamamlanması için geçen sürede ergenin ebeveyniyle ilişkisi çok önemlidir. Bu dönemde genç, ailesiyle fikir çatışmalarına girebilir. Kimlik arayışı içinde olan ergenin hayatında tutarlılığa ihtiyacı vardır.
YETİŞKİNLİK
Başarılı bir yetişkinliğin ölçüsü kişinin fiziksel, bilişsel ve cinsel gelişimini tamamlamasıdır.
Erken Yetişkinlik (20-34): Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, bu dönemde kişinin biriyle hayatı paylaşmak, çocuk sahibi olmak gibi istekleri vardır. Bu dönemdeki başarısızlık yalnız kalmayı içerir. Bireyin başarılı bir iş yaşamına sahip olması bu dönemin diğer önemli görevidir. Başarılı bir iş yaşamı kişiye bir özsaygı ve özgüven sağlar.
Kohlberg’in ahlâki düşünme türlerinin son dördü erken yetişkinlik ve sonrasında gözlenir. En ileri ahlâk anlayışında birey, adalet, saygı, eşitlik gibi değerler doğrultusunda kendi ahlâki değerlerini oluşturur ve ona göre davranır.
Geç Yetişkinlik (35-54): Üretkenliğin en yüksek olduğu yıllardır. Erikson’un kuramında bu dönemin temel görevi aile, toplum ve gelecek nesilleri düşünüp verici olmaktır. Bazı sınıflamalarda yetişkinliğin sonu 65 yaşa kadar uzatılabilmektedir.
Orta Yaş Bunalımı: Geç yetişkinlik döneminde birçok insan emekli olur. Bu durum, kişiyi bir işin sağladığı sosyo-ekonomik ve psikolojik kazanımlardan yoksun bırakır. Bu da orta yaş bunalımına yol açabilir.
Orta yaş bunalımına giren insanlar yaşamlarında birçok şeyi başaramadıklarını düşünür. Bu dönemde bazı kişiler duygusal bir karmaşa içine girebilir. “Ben kimim?”, “Nereye gidiyorum?” tarzı sorular gündeme gelebilir. Bu açıdan bakıldığında geç yetişkinlik, ergenlik dönemi gibi bir geçiş aşamasıdır.
YAŞLILIK
Yaşamın son dönemleri yaşlılık ve ileri yaşlılıktır. Yakın zamanların ayrıntılı sınıflamasında orta yaşlılık 65-74, yaşlılık 75-84 yaşlarını, ileri yaşlılık ise 85 yaş ve üstünü kapsamaktadır. Bu gibi sınıflamalarda 55-64 yaşları ileri yetişkinlik olarak ele alınmaktadır.
• Bu dönemde fiziksel, nörolojik ve biyolojik özelliklere bakıldığında;
– Bazı fiziksel değişimler görülür,
– Refleksler ve duyu organları zayıflar,
– Kas gücü azalır,
– Sinir hücreleri tahrip olmaya başlar ve buna bağlı olarak beyin ağırlığı azalır.
• Bu dönemde bilişsel süreçlere bakıldığında,
– Dikkatte seçicilik azalır,
– Çalışma belleği etkilenir,
– Tanıyarak hatırlama etkilenmez ancak serbest hatırlama etkilenir,
– Sözel zekâ etkilenmez fakat görsel-mekânsal zekâ etkilenir.
• Yaşlılık sürecinde gözlenen bu değişimler normaldir ve bireyin normal yaşamını sürdürmesine engel değildir. Bu gibi kişiler “sağlıklı” yaşlanmış olarak kabul edilir.

Yukarı
Yaşam boyu Gelişim Eğitimleri - KUTLUİZ DANIŞMANLIK ,Eğitim,Danışmanlık,Eğitim ve Danışmanlık,Ankara Eğitim,Ankara Danışmanlık,Ankara Eğitim ve Danışmanlık,Yönetim Eğitimleri,Pazarlama ve Satış Eğitimleri,Yaşam Boyu Gelişim Eğitimleri,Farkındalık Eğitimleri,Kişisel Gelişim Eğitimleri,Ki
Erken Yetişkinlik (20-34): Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, bu dönemde kişinin biriyle hayatı paylaşmak, çocuk sahibi olmak gibi istekleri vardır. Bu dönemdeki başarısızlık yalnız kalmayı içerir. Bireyin başarılı bir i
kutluiz-egitim-ve-danismanlik-ankara-egitim-ve-danismanlik-farkindalik-egitimleri-kisisel-gelisim-egitimleri-kisisel-farkindalik-egitimleri-kocluk-egitimleri-iletisim-egitimleri-